16 May 2019

İLHAM VEREN KONUŞMALAR

İnsanların duygularını görebilmek, onları ateşleyebilmek, değerleri yönetebilmek ve yönlendirebilmek bir liderin en fazla ihtiyaç duyduğu becerilerdir.

İşler kötü gidiyor, şirketinizin nakit dengesi oldukça bozulmuş. Müşteri siparişleri çok düşük ve yakında çalışanları işten çıkartmak zorunda kalacaksınız. İnsanlar umutsuz ve ne yapacaklarını bilmiyorlar, önemli bir kısmı şirketin durumunun farkında ve iş aramaya çoktan başladı. Daralan piyasalar nedeniyle iş bulmakta da zorlanıyorlar ve bu, onları daha da umutsuz bir hâle getiriyor. Artık kendi depresyonlarını başkalarına da bulaştırıyorlar. Ya başınızı kuma gömecek ve geminin batmasını bekleyeceksiniz ya da insanların inançlarını yeniden kazanmalarını sağlamak için elinizden geleni yapıp gemiyi batırsanız bile “Elimden geleni yaptım” diyerek ayrılacaksınız. Böyle bir durumda ne yapardınız? Her birimizin aklına ilk gelen elbette “Elimden geleni yapmak” seçeneği… Çünkü o cevap daha şairane daha romantik ve daha doğruymuş gibi geliyor. Bu deneyimi yaşayan şirketlerin çoğunda böyle durumlarda işlerin değişmesini sağlayan en önemli şeylerden birinin “liderin ilham verici bir konuşması” olduğunu biliyor muydunuz?

Artık klişe kelime olsa da hepimiz VUCA dünyasındayız. Kararlar o kadar hızlı alınıyor ki nerede olduğumuzu tespit etmekte bile zorlanıyoruz. Son 10 yıl, bize her şeyin saniyeler içinde değiştiğini gösterdi. 2009 yılında çok yüksek yatırım yaparak Pure Digital Technology’yi satın alan Cisco Systems sadece 2 yıl sonra bu firmayı kapatarak büyük zarar etti. Düşünsenize sadece iki yıl sonra… Yani artık kriz aramamıza ya da beklememize gerek yok çünkü her anımız kriz. Kriz ya da değil ama bazen sadece bir konuşmayla, insanların içinde (en azından önemli bir bölümünün) yakacağınız ateşin, sonuçlar üzerinde en fazla etkiye sahip olan şey olduğunu söylesem ne dersiniz? Çoğu firma sahibi ya da lideri geçmişteki büyük başarıları nedeniyle böyle zamanlarda işe ilk başladığı hâlini unutur ve Anadolu tabiriyle kuyruğunu dik tutmaya çalışır. Ödün vermemek ya da birilerinden bir şey istememek için direnir. Aslında bazen en başa dönüp yeniden öğrenmeye çalışmak ayakta kalmanızı sağlayacak tek şey olabilir.

Kriz anlarında size en fazla fayda sağlayacak becerilerin başında şunlar geliyor:

1. İlham verici konuşma yapabilmek,

2. Gerçekten yardım istemeyi öğrenmek.

Her iki beceri de birbirinden pek de bağımsız değil. Her ilham verici konuşma aslında bir yardım çığlığıdır. Kendi çalışanlarınıza, paydaşlarınıza, rakiplerinize ya da iş ortaklarınıza ilham verici bir şekilde seslenerek onların size destek olmalarını sağlayabilirsiniz. Zaten bazen başka şansınız da olmayabilir.

İlham Veren Konuşmalar kitabının yazarı Chris Ertel şöyle diyor: “Konuşma bir risk değil beceri olmalıdır. Bizler mümkün oldukça, zaman kaybettiren ve enerji tüketen toplantılar yerine; ilham veren, verimli stratejik konuşmalar yapılmasını istiyoruz. İyi yapılan stratejik ve ilham veren konuşmalar bir kuruluşta olumlu bir noktaya gidecek önemli etkiler yaratırlar. Çoğu liderin buna yeterince vakit ayırıp kendi becerilerini geliştirmemesi şaşırtıcıdır.”

Bu beceriyi geliştirmek için çoğu lider önemli bir hazırlık yapmaz. Asıl büyük kaptanlık dalgalı denizde belli olacağından her liderin kendi konuşma becerilerine yatırım yapması önemlidir. İnsanların duygularını görebilmek, onları ateşleyebilmek, değerleri yönetebilmek ve yönlendirebilmek bir liderin en fazla ihtiyaç duyduğu becerilerdir. Eğer üzerinde biraz düşünmek ve kendinizi geliştirmek isterseniz aşağıdaki soruyla başlayabilirsiniz. Size gelişimin ilk adımını gösterecektir. Hayatınızda sizi en fazla etkileyen ve ilham veren konuşmayı kim yaptı ve sizi etkileyen özellikleri nelerdi? Sonrasında siz nasıl etkilendiniz ya da sonuçlarınız nasıl etkilendi? İlham verici konuşmalar sadece kriz anlarında değil normal zamanlarda da değerlidir. Takımlarla yoğun bir şekilde çalışan Patrick Lencioni “Standart Toplantıların çoğu, zorlu problemlerle mücadele ederken ihtiyaç duyulan gereksinimleri bir araya getirmekte başarısız olmuştur” demektedir. İşte bu yüzden standardın dışına çıkan şeylere ihtiyacımız var. Hatta çok etkili olduğunu düşündüğümüz beyin fırtınası gibi bir yöntemin de bizleri pek ateşlemediğini ve işleri düzeltmediğini bazı bilimsel çalışmalardan öğreniyoruz. Son yaptığı araştırmada Psikoloji Profesörü Keith Sawyer şöyle bir sonuç ortaya koyuyor: Yıllardır süren araştırmalar istikrarlı olarak göstermiştir ki beyin fırtınası yapan gruplar, tek başına çalışan ve daha sonra fikirlerini bir araya getiren insanların sahip olduğundan çok daha az sayıda düşünceye sahiptir. Beyin fırtınası yönteminin performansı sanıldığı kadar yüksek değildir. Kararların artık ışık hızında alındığı dünyada çok daha dinamik takımlara ve liderlere ihtiyaç var. Kullanabileceğiniz en önemli beceriniz diğerlerini bir ışığa doğru motive edebilmektir ve bunun en etkili yolu sizin yapacağınız ilham verici konuşmalardır. Kendinizi bu konuda geliştirmeye bir an önce başlarsanız etki alanınızın geliştiğini fark edeceksiniz.

16 May 2019
Benzer Haberler
GELECEĞİN ŞİRKETLERİ KÜÇÜK İŞLETMELER OLACAK
Kategori: Yazarlar
İLERLEMENİN MERKEZİNDE UMUT VARDIR!
Kategori:
İŞ HAYATINDA DİPLOMA DEĞİL YETKİNLİK ÖNE ÇIKIYOR
Kategori:
Yazarlar

PİYASALARA YAZ NE ZAMAN GELİR?

YENİ OYUN MU ESKİ OYUN MU?